Eklem (OA) Ağrıları Neden Olur? Tedavileri Nelerdir?

UYARICI BELİRTİLER

Her ne kadar OA herhangi bir eklemi etkileyebilen de yük kaldıran eklemlerde (özellikle kalçalar ve dizler ile omurlar arası eklemler) çok daha sık görülür. Kadınlarda el eklemleri (özellikle de el parmakları ve başparmak kökü) etkileme eğilimindedir.

eklem agrilari

OA’nın başlıca belirtileri etkilenen eklemin kullanılması sırasında ve günün sonuna doğru artan eklem tutukluğu ve ağrıdır, Dinlendirilmesinden sonra da eklem tutukluğu olabilir. Ancak bu durum eklem hareket ettirilmeye başlayınca görülür. Eklemlerde çıtırdama ve hareket kısıtlılığı olabilir. Daha da az etkilenen eklemlerde öncesinde hiçbir uyarıcı belirti olmaksızın aniden kırılma ortaya çıkabilir.



Belirtiler nedeni bilinmemekle birlikte son derece değişkendir. Eklemin pek de sorun çıkarmadığı haftalar ya da aylar süren iyi bir dönemin ardından ağrı ve eklem tutukluğuyla seyreden kötü bir dönem gelebilir.

 

Hava değişimi (özellikle düşük atmosfer basıncıyla birlikte nemli hava) belirtileri kötüleştirebilir.

 

Eklem Ağrıları Neden Olur?

Neden bazı kişilerde demans gelişirken diğerlerinde gelişmediği sorusunun yanıtı kesin olarak bilinmiyor. Ancak diğer pek çok hastalık için de geçerli olduğu gibi genetik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülüyor.

eklem ağrıları tedavileri nelerdir

Yakın bir aile bireyinde bu hastalığın görülmüş olması sizi biraz daha yüksek risk altında bırakır ve bu durum genlerle bağlantılı olabilir. ApoE adlı genin belli bir tipinin kalıtım yoluyla aktarılmasının riski etkilediği biliniyor. ApoE’nin üç biçimi vardır: Biri riski artırır diğeri azaltır ve üçüncüsü orta düzeyde bir riskle bağlantılıdır.

 

Ateroskleroz (atardamarların daralması ve sertleşmesi) riskini artıran etkenler vaskuler demans riskini de artırır. Yani sigara içmek, kolesterol düzeyinin ya da kan basıncının yüksek olması, fazla kilolu olmak ve hareketsiz bir yaşam sürmek kalbinize olduğu kadar beyninize de zarar verir. Fazla alkol tüketimi de beyin hücrelerine zarar verir.

 

Hastalığın Seyri ve Gelişmesi

OA ilerledikçe etkilenen eklemler, sıvı birikmesi ya da eklem kenarında yeni kemik oluşumu nedeniyle şişmeye başlar. Bunun en rahat gözlendiği yer eklemlerin boğum boğum hale geldiği el parmaklarıdır. Ayrıca çevrelerindeki kasların kullanılmamaya bağlı incelmesi sonucu eklemler daha büyük gözükebilir.

 

OA ilerledikçe ağrı, dinlenme sırasında ve geceleri devamlılık gösterebilir, ya da daha şiddetli hale gelebilir. Tutulan eklemlerin küçük hareketleri bile insanı zorlar ve mutfak araç gereçlerini kullanmak, hatta banyo yapıp çıkmak gibi günlük işleri güçleştirir. Ağrı çekmeden yürüyemiyorsanız hatta yemeğinizi pişiremiyorsanız, hayat pek de keyif vermez; bu nedenle OA’lı kadınların pek çoğunda depresyon olması hiç de şaşırtıcı değildir.



Omurgayı oluşturan omurlar arası eklemlerde de OA gelişebilir. Omurganın yapısında hafif bir değişikliğe yol açabilir; sonuçta destekleyici bağlar ve kaslarda spazm gelişir ve bu değişiklikler bir araya geldiğinde şiddetli sırt ağrısı ve eklem sertliği ortaya çıkabilir. Sıklıkla en fazla etkilenen bel bölgesidir; ancak pek çok kadında boyunda da sorunlar olabilir. Eklem kenarlarında gelişen mahmuz şeklindeki sivri kemik çıkıntıları omurgadan çıkan sinirlere bası yaparak kalçadan ve bacağın arka dış bölümünden aşağıya doğru yayılan ağrıya (siyatik ağrısı) ya da parmaklarda uyuşmayla birlikte omuzlar ve kollarda yayılan ağrıya yol açabilir.

 

TESTLER VE TEDAVİLER:

Erken evrelerde tanı genelikle diğer artrit nedenlerinin dışlanmasıyla konur. Osteoartrite özgü bir kan testi yoktur ve röntgen filmi kıkırdaktaki değil kemikteki değişiklikleri gösterdiği için pek de yardımcı olmayabilir. MRG incelemesi kıkırdak ve buralarda neler olup bittiğini gösterdiği için daha fazla yardımcı olur. Ancak bu tetkik OA şüphesi olan herkeste yapılamayacak kadar pahalıdır.

osteoartrit

Hastalık ilerledikçe standart röntgen filminde de dış sebepler görülmeye başlar. Kıkırdak inceldikçe eklem kemiklerin arasındaki mesafe daralır ve bazen kemikler birbirine değiyormuş gibi gözükür. Mahmuz gibi gözüken sivri kemik çıkıntıları da izlenebilir. Buna karşılık röntgen filmindeki değişikliklerin ağrının şiddetiyle bağlantılı olması gerekmez ve hayli kötü görünen bir röntgen filmi her zaman eklemde çok büyük bir rahatsızlık ve kilo kaybı olduğu anlamına gelmez.

 

Ancak OA’nın her zaman ilerleyici olmadığı bilinmelidir ve neyse ki OA’lı pek çok kişi yeti kaybı olmadan görece normal bir yaşantı sürebilir. Bir eklemde 1 – 2 yıl sorun olduktan sonra belirtilerin ortadan kalkması oldukça sık görülen bir durumdur. Buna karşılık bir ya da daha fazla sayıda eklemde özellikle de kalça ve dizlerde artan ağrı ve rahatsızlık ortaya çıkabilir.

 

Günümüzde OA’nın kesin tedavisi yoktur. Tedavi ağrının kesilmesine ve hareket edebilme kapasitesinin korunmasına odaklanır.

 

Uygulanabilecek tedaviler

♦ Yeterli dozda aldığınızda mükemmel bir ağrı kesici olan para setamol (günde 4 gr yani 8 tablet) çok güvenli bir ilaçtır ve genel olarak tatsız yan etkilere yol açmaz.

 

♦ Kodein ya da morfin bazlı daha güçlü ağrı kesicilerin eklenmesi ağrıda daha fazla rahatlama sağlayabilir; ancak kabızlık ve zihin bulanıklığına yol açabilir.

 

İbuprofen gibi streoit dışı antienflamatuar ilaçlar da ağrıyı azaltabilir. Ancak bu ilaçlar midede iltihap ve kanamaya yol açabilecekleri ve sıvı tutulumu eğilimi varsa bu eğilimi daha da artır. Genellikle kısa süreliğine kullanılır. Kalp hastalığı riskini de artırabilirler.

 

♦ Steroit dışı antienflamatuar ya da kapsaisin içeren lokal uygulanan kremler de fayda sağlayabilir. Fakat bu kremlerin ilki göstermesi için her gün düzenli olarak uygulanması gerekir.

 

♦Fizyoterapi, tutuk eklemlerde hareketliliği sürdürmek ve kendi gücünün korunmasını sağlamak açısından yararlı olabilir.

 

♦ Osteopati ve kiropraktik (masajla tedavi) usulüne uygun yapıldığında eklemlerin yerine yerleştirilmesinde ve kas spazmlarının çözülmesinde yardımcı olabilir.

 

Diğer Tedavi Yöntemleri

Daha ağır OA’da etkilenen ekleme (özellikle başparmak ya da diz) steroit enjeksiyonu yapılabilir. Bir diğer seçenek de bir seri hiya-lüronin enjeksiyonu yapılmasıdır. Bu, eklem kapsülü içindeki sıvıya benzer bir sıvıdır ve kayganlaşmayı destekleyebilir.

 

Cerrahi tedaviye de başvurulabilir. Düzensiz eklem yüzeyini toparlayıp parçalanmış kıkırdağı temizlemek için anahtar deliği yöntemiyle uygulanan artroskopi özellikle dizlerde önemli ölçüde rahatlama sağlayabilir.

 

Son seçenek tutulan eklemin yerine yenisinin takılmasıdır. Bu işlem en çok kalça ve diz eklemlerinde gerçekleştirilmekle birlikte artık dirsek gibi giderek artan sayıda farklı eklemde uygulanabiliyor. Devam eden teknik gelişmelere rağmen büyük bir eklemin yerine yenisinin takılması önemi bir cerrahi girişimdir ve ameliyat öncesinde bu uygulamanın olumlu ve olumsuz yönlerini hekiminizle konuşmanız gerekir. Gerçekten de hafife alınacak bir ameliyat değildir.

 

Ameliyat sonrasındaki zorunlu dinlenme dönemi derin ven trombozu (DVT) riskini anlamlı ölçüde artırır ve hastaların yaklaşık yüzde 10′unda yara enfeksiyonu gelişir. Bazen eklem etrafındaki dokularda özellikle de diz protezi takıldıktan sonra hassasiyet devam edebilir.

 

Ne yazık ki eklem protezlerinin ömrü sınırlıdır. Bazılarında 10 yıl sonra bileşenlerden birinde gevşeme başlarken bazı protezler 20 yıl hatta daha da uzun süre dayanmaktadır. Yeni bir eklem takılmış olması size ağrısız, serbestçe hareket edebileceğiniz yepyeni bir özgürlük alanı açar.

 

Kendiniz için yapabilecekleriniz

Osteoartritin yaşamınız üzerindeki etkisini sınırlandırmak için yapabileceğiniz pek çok şey var.

osteoartrit nedir

İlk yapmanız gereken, etkilenen eklemler üzerindeki baskıyı azaltmaktır. Fazla kilolarınızı vererek bunu başarabilirsiniz. Vücudunuz ne bolan nesneler için başkalarını suçlayabilir. Hastalık ilerledikçe gün içinde zaman kavramını karıştırma, başını alıp giderek kaybolma, gecelikle sokağa çıkma gibi uygun olmayan davranışlar ortaya çıkar.

 

Demanslı hastalarda kapıları açık bırakma, ocağı ya da musluğu açık unutma gibi kendilerini tehlikeye atan davranışlara eğilim görülür. Daha sonraki evrelerde daha da belirgin kişilik değişiklikleri, huzursuzluk ve saldırganlık ortaya çıkar. Yeme zorluğu olabilir; hasta idrar ve dışkısını tutamayabilir. Kendilerine bakacak birilerine bağımlı hale gelmeleri kaçınılmazdır, Bütün bunların ne kadar zaman içinde gerçekleşeceği kişiden kişiye çok değişir. Ve önceden tahmin edilemez. Ancak süreç genellikle yavaş işler ve uzun yıllar içinde gelişir.

 

TESTLER VE TEDAVİ

Yaşlılarda demansla karıştırılabilen tedavi edilebilir pek çok hastalık görülebilir. Bunlar arasında enfeksiyonlar (idrar yollan ya da akciğer enfeksiyonları), kabızlık, tiroit bezinin az çalışması, şeker hastalığı, stres ve depresyon yer alır. Öncelikle bu nedenlerin dışlanması gerekir. Yaşlılarda kullanılan sakinleştiriciler ve güçlü ağrı kesiciler gibi birçok ilaç da zihinsel işlevde değişikliğe yol açabilir.

 

Demans tanısı genellikle bellekle ilgili bir dizi test ve beyin görüntülemesini takiben konur.

Ne yazık ki günümüzde demansın kesin çözümü yoktur. Ancak beyindeki asetilkolin düzeyini artıran donepezi gibi ilaçlar bazı kişilerde belirtilerin ilerlemesini yavaşlatır. Memantin adlı ilaç farklı bir yolla etki göstererek bazı ağır hastalarda fayda sağlayabilir.

 

Kendiniz için yapabilecekleriniz

Beyin işlevlerinizi korumaya yönelik tavsiyelerin çoğu kalbinizle ilgili tavsiyelerin aynıdır:

  • Sigara içmeyin.
  • Düşük yağlı diyetle beslenin.
  • Bol meyve sebze yiyin.
  • Orta düzeyde alkol tüketin. ‘
  • Düzenli egzersiz yapın.
  • Kan basıncınızı ve kolesterolünüzü düzenli ölçtürün.
  • Yağlı balıklardaki omega-3 yağ asitlerinin sinir hücreleri üzerinde yararlı etkisi olduğuna dair bazı kanıtlar vardır; haftada en az bir kez yağlı balık yiyin.



Beyin işlevinden söz ederken “kullan ya da kaybet” sözünde haklılık payı olduğunu gösteren kanıtlar giderek artmaktadır. O nedenle her gün zihninizi işler durumda tutmak için bulmaca, sudoku çözün ya da yeni bir beceri edinmeye (örneğin; bilgisayar kullanmayı öğrenmek) çalışın.

 

Kafein, adaçayı, oğulotu (melisa) ve ginkgo büoba özütünün beyin üzerinde koruyucu etkisi olduğu ileri sürülmüş, A ve E vitaminlerinin demanslı hastalarda yarar sağlayabileceği iddia edilmiştir. Yine de bu ürünlerle ilgili araştırmalar henüz kesin bir sonuca, ulaştırmaktan uzaktır.

Bir önceki yazımız olan Şeker (diyabet) hastaları ne yemeli? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.